İstanbul’a Dikey Hançer

Şehir mimarisine yön veren Mimar Mehmet Çoban, İstanbul siluetine hançer vuran dikey yapılaşmadan hayli rahatsız. Ayrıca, engellilerin ulusal ve yerel bazda haklarının ötelendiğine değinen Çoban, önemli açıklamalarda bulundu.

Çizgileriyle binalara can veren Mimar Mehmet Çoban’la Çatalca’daki ofisinde buluştuk. İstanbul’un Dikey yapılaşmayla yitirilen güzellikleri masaya yatırdık. Bilinmeyenleri sordum,

Mimar Çoban yanıtladı: İstanbul siluetine hançer saplayan dikey yapılaşma mega kenti bitirdiğini ifade eden Mimar Mehmet Çoban, “İstanbul’u yıllardır katleden zihniyet dikey yapılaşmadan da şikayet edemez” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TV konuşmasında dikey yapılaşmaya karşı olduğunu beyan etti. Ama hala dikey inşaatlar devam ediyor. Mimar olarak bu konuda görüşünüzü alabilir-miyim?

“Cumhurbaşkanımız bir süredir başta İstanbul olmak üzere metropollerdeki dikey yapılaşmadan şikâyetçi oluyor. Sanki İstanbul’un son 15 yılında yönetimde değiller. Hatta 1994 yılından buyana İstanbul’u ayni zihniyet yönetiyor. Yapılan imar planlarının şehri katlettiğini söyleyen meslek odalarının itirazları, mahkeme kararlarını hiçe sayıp her tarafı betona boğan ayni zihniyet değilmiş gibi. İmar planlarının yapılmasını ilçe belediyelerinin elinden alıp hatta bu projelere ‘itiraz eden’ ilçe belediyeleri baypas edecek yönetmelikleri hayata geçiren kendisi değilmiş gibi, Çevre ve Şehircilik Bakanı açıklama yaptı bundan sonra binaların çok yüksek yapılmasına izin verilmeyecek ve İmar hakkı korunarak yatay binalar yapılması sağlanacakmış. Bizde sonunda hatalarını anladılar, şehrin yağmalanmayan tarafları kurtulacak en azından diye memnun olmuştuk. Ancak yasada yapı inşa edilecek bir arsanın en fazla yüzde 40’ına yapı oturtulabilirken geriye kalan yüzde 60 yeşil alan, açık otopark, ortak kullanım alanları olarak ayrılmak zorunda idi, Bakanlığın hazırladığı yeni yasada yapılması planlanan değişikle binanın arsaya oturumundaki yüzde 40 engeli kaldırılıyor. Sadece cadde cephesinden 5 metre, diğer cephelerden 3 metre çekme mesafesi bırakılarak arsaya ‘geniş oturum’ sağlanıyor. Böylelikle binanın yüksekliği azalacak ama yüzde 60 yeşil alan tamamen betonla dol durulacak. Eğer siz bin metrekare arsaya 5 bin metrekare inşaat izni verirseniz ister dikey olsun, ister yatay her ikisi de betondan başka bir şey değildir. Bu kenti yağmalamanın farklı bir yoludur. Artık mahalle aralarında kalmış olan yeşil alanlar da yok olacak.”

 

Haklar öteleniyor

Sadece mimari çizimler yapmayan Mehmet Çoban sosyal sorumluluk alanında da çok hassas. Özellikle engelli yurttaşların yerelde ve ulusalda haklarının ötelendiğini ifade diyor. Engellilerin özel günü dolayısıyla hassas konu hakkındaki görüşü şöyle:

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde çeşitli etkinliklerle farkındalık yaratıldı. Engelliler ulaşım-erişim sıkıntısı çekiyor. Kamuya açık yerlerde rampa yok. Çatalca, engelliler için engelsiz bir yer diye bilir miyiz?

Bu başlı başına anlatılacak ve çözüme ulaştırılması gereken sorunlarımızdan bir tanesidir. Engelli vatandaşlarımıza sadece yerelde değil ulusal politikalarımızda da hep arka planda kalmaktadır. Engelli vatandaşlarımızın yaşadığı çevrede engeline bağlı herhangi bir düzenleme olmadığını hepimiz görmekteyiz. Günlük aktivitelerini yerine getirirken yaşam alanlarının daha uygun hale getirilmesini sağlamak sosyal belediyeciliğin görevidir. Bir toplumun gelişmişliği engellilerine sağladığı sosyal imkânlar ile ölçülür.

 

Günlük yaşama dokunmak şart

Mimar Mehmet Çoban arı gibi çalışıyor… Toplumsal olaylardan tutun, sosyal sorumluluk anlayışı ve “Siyaset arenasında da varım” diyor. Çoban siyasi yolculuğundaki olayları şöyle özetliyor:

Siz siyasetle haşır neşirsiniz. Bir CHP’li olarak önümüzdeki dönemde başarıya giden yol sizce ne olmalıdır?

CHP’nin öncelikle yapması gereken şey, “ideolojiler bitti” demeden uygulamaya konulan neo-liberal ve muhafazakâr programlara karşı çıkarak sosyal demokrat ideolojimizi netleştirmeliyiz. İdeolojinin olmadığı yerde, sol parti de yoktur. Partimizin iktidara yürümesi için elimizdeki en güçlü araç kazandığımız belediyelerdir. Bizler kazandığımız belediyelerde sosyal belediyeciliği halka iyi anlatabilmeliyiz. Seçmenlerimizle, kadınlarla, gençlerle, STK’larla doğrudan yüz yüze temas kurmalıyız. Yönetimin her kademesinde ve her aşamasında aldığımız kararlara ve kararların uygulanmasında halkı ortak edelim. Halkın günlük yaşamına dokunup, sorunlara somut çözüm önerileri bulmamız gerekiyor. Bam teline dokunduğumuz zaman iktidar şansımız çok daha fazla olacaktır. Politikamızı, projelerimizi doğru ve anlaşılır bir şekilde ifade etmek, halkın sahip çıkmasını sağlar. Sorunları çözebilecek tek parti olduğumuz konusunda güven veririz. Tabii bunun için üyelerden mahalle sorumlusuna, ilçe örgütünden il örgütüne, genel merkezden genel başkana kadar herkesin yılmadan çalışması gerekir.

 

Öncekini Oku

Tarihe Hancer

Sıradakini Oku

Şen Olasın Ürgüp!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir